Aysun KAYACI Gönderen: 32844 Tarih: 09 April 2008 13:31:18
Güzel mankenimiz 2500 sene öncesinden (Eski Yunandan) kalma fikirlerini açıkladı ya. Memleket meselesi oldu.
Neymiş benim oyum ile dağdaki çobanın oyu nasıl eşit olurmuş. Bal gibi olur.
Aslında bana sorarsan elbette eşit olmaz. Bütün bir köyün sorumluluğunu sırtına alarak sürü ile birlikte dağlara giden çoban, köyüne ve ülke ekonomisine katkı yapıyor. Yani üretici konumunda, tüketici değil. Tekrarlıyorum, eşit olmaz; zira çobanın oyu, mankenin oyunun en az iki katı değerde olmalı.
Ali Şeriati: "Modern olduk ama medeni olamadık. Bu ikisi farklı şeyler." diyor. Evet aydın dediklerimiz aydından ziyade modernler. Yine Ali Şeriati'nin deyimiyle "Tam Modern, Yarı Aydın".
Hem Başbakanımız ne dedi Malatya'dan (Malatya deyince Fatih Hocam selam ve saygılar), dinledi mi bu güzel mankenimiz? Nasıl propaganda malzemesi yaptı laflarını. Hani aklıma gelmiyor değil, iktidardakiler bunlara maaş mı bağladılar da böyle konuşuyorlar.
Bu konuya ben devam edeceğim. Bana yardımcı olursanız sevinirim.
Ynt: Aysun KAYACI Gönderen: FetihlerFatihi Tarih: 09 April 2008 20:09:04
Söylemek istediğini söyleyebilse, doğru bir tespit olurdu.
Kaç kişi bilinçli oy veriyor ki?
Ya da kaç kişi sadece kendi işine gelenleri dikkate almıyor?
Çoban okumasa da, ne zaman rahat ettiğini/edenleri görüyordur.
Ynt: Aysun KAYACI Gönderen: RewriteRule Tarih: 11 April 2008 16:38:26
Aysun Kayacı daha demokrasinin ne olduğunu bilmiyor. Zaten hafiften saf bir arkadaşımız (televizyon programlarında öyle görünüyor).
Ynt: Aysun KAYACI Gönderen: 32844 Tarih: 29 April 2008 01:46:58
Sorumlu bir aydın olarak kabul ettiğim Hulki CEVİZOĞLU'nun yorumu (yazısı)
AYAK TAKIMI!..
Türkiye’de her konu tartışılabiliyor. Ve herkes tartışabiliyor. Çünkü artık herkes, her konuda uzman oldu!..
Ancak ortaya çıkan şey çoğu zaman “ayrıştırılmış bilgi” (rafine, işe yarar bilgi) değil, “laf yığını” oluyor.
Yani ister aydın, ister politikacı ve yönetici olsun, konuşanlar yüzeysel konuşuyor. Zaten, ertesi gün, bilemediniz üç-beş gün sonra her şey unutulduğu için konu da kapanıyor.
Şimdi biz -okuyanlar için- yüzyıllardır unutulmayan bilgilerle son günlerdeki “ayak takımı” tartışmalarına değinelim.
HEM İŞGAL EDİYOR, HEM DE KUTLUYOR!..
Manken ve televizyon programı sunucusu Aysun Kayacı’nın, AKP’ye yönelik eleştirileri gündeme oturmuştu. Kayacı, canlı yayında, “Vergisini verenle vermeyenin oyunun bir tutulamayacağını” söylemiş, sözü “Vergi vermeyen oy vermesin” e getirmişti. Aynı zamanda, 340 milletvekili olan iktidar partisi AKP için “Ayak takımının iktidara getirdiği parti” demişti.
Bu sözlere büyük tepki gösterenler oldu. Savunmasız gördükleri bir genci aşağılayan politikacılar ve sözde aydınlar olmuştu. Bu kesimler, Atatürk’e, Cumhuriyete, laikliğe, bağımsızlık ve egemenliğimize her türlü sözü söyleyenlere ve hatta PKK’lı teröristlere (onların politikacılarına) tek laf etmediler.. Hâlâ da etmiyorlar..
Gıkları bile çıkmıyor.
Ülkemize gelip, “Dede, niçin Türkiye’yi işgal edemedin de öldün?..” diye üzülen Anzak torunlarının “Şafak ayinleri” ne bile ses çıkarmıyorlar!..
Söylenen sözleri bir hatırlayalım. “Vergi vermeyen oy vermesin” diyen kişiye, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, “Teneke kafalı, edepsizler” demişti. AKP İzmir Milletvekili İsmail Katmerci ise, “Mahluk... Herkes onun ne mal olduğunu biliyor... Herkes onun ne iş yaptığını, nasıl para kazandığını biliyor... Ben bunları lanetliyorum” diye karşı çıkmıştı.
2BİN 500 YILLIK ZİHNİYET!..
Tam bu tartışmalar bitti derken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak isteyen sendikalara, Kayacı gibi cevap verdi: “Ayakların başları yönettiği yerde kıyamet kopar.”
Hem de “Ulus egemenliğinin” yüceltildiği 23 Nisan’da!..
Türkiye’deki “Batı hayranı” aydınlar(!), işlerine gelmeyince bu sözlere saldırıyorlar; işlerine gelince (ya da korkunca) susuyorlar. Kayacı’ya saldıran ve benzer sözlerin tartışılmasını isteyenlere “faşist” diyerek faşistçe saldıranlar Başbakana karşı dillerini yuttular!..
“JAPONYA’YI AYAK TAKIMI YÖNETMİYOR!”
Bu sözlerin yaklaşık 2 bin 500 yıl önceki düşünürlerden Eflatun’a (Platon) ait olduğunu yazmıştım. Biliyor musunuz, “Ayak takımı yönetimi” sözü de Eflatun’a ait!..
Antik (Eski) Yunan’da Eflatun (ve Aristo), işçi sınıfının da dahil olduğu yoksul kesimin iktidarına karşı çıkmış ve bunların iktidarına “Ayak takımı iktidarı” demişti.
Yakın zamandan bir örnek vereyim. AKP’lilerin reddedemeyeceği kişilerden Prof. Dr. İsmet Giritli de bir makalesinde bu sözü şöyle kullanmıştı:
“Japonya’daki demokrasi ayak takımı yönetimi değil, daha ziyade meritokrasi olarak adlandırılan ehliyete ve kabiliyete dayanan bir yönetimdir!” (Bakınız: “Japonya’nın Modernleşmesi ve Atatürkçü Modernleşme”, Atatürk Araştırmaları Dergisi, Sayı 5, Cilt 2, Mart 1986.)
Sözde aydınlar tartışma adabını bilmeden, derinliğini de araştırmadan, işlerine gelmeyince aynı kavramlara saldırıyorlar, işlerine gelince de savunuyorlar. Tıpkı, Sami Selçuk’un Yargıtay Başkanı olarak 1999 Adli Yılının açılış konuşmasında, “Türkiye’de yüzde 93 çoğunluk halkın onuruna saldırıyla elde edilen ayıplı çoğunluktur!” deyip, bugün AKP’nin yüzde 46’sını kutsallaştırması gibi.
Tıpkı, AKP’li milletvekillerinin ve kimi köşe yazarlarının genç bir kıza saldırıp, aynı sözü başbakan söyleyince suspus olması gibi..
Sanatçı, biliminsanı ve aydınların bu tür tartışmalara girmesi ayrıdır. Ama, halkı yönetenlerin halkın bir bölümüne “ayak takımı” gözüyle bakması affedilemez..
Ne yazık ki sandıkta affediliyor!..
Hulki CEVİZOĞLU (29.04.2008 tarihli Yeniçağ Gazetesi)
Not: Aşağıdaki yazı tarafımdan daha önce Hulki CEVİZOĞLU'na mail olarak yollanmıştır. Siyasi propaganda olmaması için bazı yerlere sansür (............) koydum. Okudu mu bilmiyorum.
Sayın Hulki CEVİZOĞLU,
15.04.2008 tarihli Yeniçağ Gazetesindeki yazınızı okudum.
“” Türkiye’de yüzde 93 çoğunluk - 1982 Anayasasına evet diyenleri kastediyor- halkın onuruna saldırıyla elde edilen ayıplı çoğunluktur!.
Bugün AKP’nin “Yüzde 46” oyunu kutsallaştırma yarışına girenler, dün halkın “Yüzde 93’üne” ayıplı çoğunluk demenin açmazı ve utancı içindeler.
Sami Beyin dün söylediği “Ayıplı çoğunluk” sözünü bugün inkâr etmesi “ayıp” olmuyor mu?..”
Sözleriniz üzerine bir eleştiri yazısı yazmak ihtiyacı hissettim.
Sami SELÇUK tarafından 1999 yılı adli yıl açılış konuşmasında kastedilen, halkın asker baskısı sonucu sağlıklı karar verememesi nedeniyle %93 gibi bir çoğunlukla evet oyu verdiği, baskıya dayalı bu çoğunluğun ise ayıplı olduğu yönündedir. Diğer ülkelerde de %97-100 arasında sonuçlar çıktığını da yine belirtmiştir.
Burada halktan ziyade, halka Anayasayı oylayın diyenler eleştirilmiştir.
AKP’nin %46’lık oyuna sahip çıkmanın ise ülkemiz şartlarında bir ehemmiyeti olmadığı gibi, %46 oy alan partiye kapatma davası açılmasının kabul edilemeyeceğinin dillendirilmesi de kabul edilemeyecek bir saçmalıktır. Bu mantık zengin birilerinin hırsızlıktan, dolandırıcılıktan, gasptan yargılanmaması gerektiği önermesiyle karşı karşıya bırakır bizi.
Örnek olarak; ......’lar için. “Adamlar Karun kadar zengin birkaç milyar doları var, nasıl halkın parasını iç ettiğinden dolayı haklarında dava açılır” gibi bir gerekçeyle ........’ları savunma mantıksızlığıyla aynı şeydir.
Ben de %93 Evet oyunu, halka dayatılmış bir şeye verildiği için ve dayatma sonucu olduğu için ayıplı sayıyorum. Sami SELÇUK’tan (ve onun gibilerden) farkım AKP’nin %46’sına sahip çıkmıyorum. AKP’nin %46 oyu CHP’nin basiretsiz, askerin gereksiz hareketlerinden kaynaklanmıştır. Hatta AKP, ..P ve Asker aynı amaç için ortak hareket etmiştir. Ortak amaç; AKP mağdur edildikten sonra, mağdur edebiyatına sığınıp büyük bir oy alacak. CHP biz muhalefet olarak her şeyi yaptık 367 krizini çıkardık GÜL’ü seçtirmedik diyerek politika yapacak ve anamuhalefet olacak. Bir önceki döenm gibi 2 partili bir Meclisin oluşumu sağlanacak. Buraya kadar her şey planlandığı gibi de olmuştur. Planı bozan ise ..P’nin barajı aşması ve AKP’ye tek başına Anayasa değiştirecek çoğunluğu vermemesidir. ..P’nin barajı aşmaması için gereken şeyler de yapılmıştır aslında. ..P ve ..P’nin ortak hükümet kuracağı propagandası yapılmış ve aklı 367 krizinde kalmış olan ..P sempatizanlarının AKP’ye dönüşü sağlanmıştır (Çevremdeki ..P’lilerin, sırf ..P ile anlaşacaklar diyerek kızdığı ve AKP’ye oy verdiği itiraflarını az işitmedim).
AKP’nin %46 oyu da ayıplı bir çoğunluktur. Din istismarına, demagojiye, kömür, gıda yardımı ile dilencileştirme onursuzluğuna dayanan bir ayıplı çoğunluktur. Eğer Sami SELÇUK ve onun gibiler AKP’nin %46’sına sahip çıkmak yerine bu şekil gerçekleri ifade etmiş olsalardı ben de onları ayakta alkışlardım.
Özetleyecek olursam; Sami SELÇUK’un 1999 yılındaki sözleri halka değil, halka dayatma yaptığını düşündüğü darbe yönetimine yapılmış bir eleştiridir. Bugün ise darbe yönetiminden daha alçakça onursuzluklarla sağlanmış bir ayıplı çoğunluğa sahip çıkılması sizin de dediğiniz gibi büyük bir tutarsızlıktır.
Sayın CEVİZOĞLU,
Üniversiteye gelene kadar aileden görme ........ idim. Üniversiteye başlamam ile bilinçli bir ........ olabilmek adına her fikirden kitapları okumaya başladım. Hala da okuyorum. ............ olarak şu serzenişleri AKP’lilerden ve daha önceki Milli Görüşçülerden işittim. Aslında ..P ile bizim tabanımız aynı, ama ..P’nin üst yönetimi dindar değil, ........
Bu gibi söylemlerle .............. akıllarını çelmeye çalışıyorlardı. Dindar olabilme adına bu gibi safsatalara kananlar elbette oldu. Ama şu an ................ en dindarı hatta şeriatçısı ile bunların hiçbir aynılığı yoktur.
Türkiye’de ................. bir taban vardır ama bunlar TABANSIZDIRLAR.
Milli Eğitim Bakanı, Gazetenizde de haber yapıldığı üzere ................ kastederek “İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar tokuşa tokuşa anlaşır” şeklinde laflar etmiş. Asli görevini unutan ya da yaptıklarına perde çekmek istediği için bu kadar saygısızlaşan Bakana ise cevabımı (okuduğunu sanmamakla birlikte sanal ortamda) vermiştim.
Sayın CEVİZOĞLU,
Varlığınız ve ülkemiz adına kaleme aldığınız kitaplarınız pusulamız olmuştur. Aklını ülkesi için yoran bir abimiz olarak görüyoruz sizi.
Çalışmalarınızda üstün başarılar temenni ederim.15.04.2008