Okumak ve Kitap Dünyası Gönderen: 32844 Tarih: 04 May 2008 03:15:33
Hukukçu olarak sermayem zaman ve bilgidir. Bilgi için okumak, okumak için zaman gereklidir. Okurken ve bilgilenirken kitap yüklü eşekler olmamak için okuduğunu anlamak da ayrı bir Allah vergisidir.
Toplum olarak okumayı fazla sevdiğimiz söylenemez. Buna kitapların pahalılığı da eklenince neredeyse hiç okumuyoruz diyebiliriz. Kitapçıya gittiğim zaman birkaç kitap beğenmeme rağmen elim boş çıktığım çok oldu.
Bazen soruyorlar: Ne okuyayım, hangi kitabı tavsiye edersin, diye. Okuyacağı kitabı bir başkasına sormak ayrı bir yüzsüzlük… Bu nedenle oku bir şeyler diyerek geçiştiriyorum. Gelip dese ki: En son falanca yazarın falanca kitabını okudum. Güzeldi, kötüydü. Sen bu kitabı okudun mu? Gibi bir giriş yapsa, oturup saatlerce kitaplar üzerine konuşacağım.
Henüz araba almamıştım. Ev ile iş yeri arası otobüsle 1 saat sürüyordu. 1 saat de dönüş olmak üzere günde en az 2 saatim otobüslerde geçiyordu. Ben bu seyahatlerde kitap okuyordum. Hızlı ve sağlıklı bir okuma lüksü yoktu ama yine de günde en az 60 sayfa okuyabiliyordum. 5 günde ortalama 300 sayfalık kitap bitiyordu. Bu ise haftada 1 kitap demekti. Yılda 52 kitap. Ülkenin %80’i hayatında 52 kitabı okuma gururuna erişemiyor. Bu sayede kafadan %20’lik dilime girebiliriz (% olarak belirtilen rakamlar tamamen şahsi kanaatlerimdir). Akşamları da TV seyretmek yerine kitap okuduğumuzu düşündüğümüz zaman durum çok daha müspet olacaktır.
Bu başlık altında okuduğum, okumakta olduğum ya da yeni çıkmış ancak elimde olmayan kitapları tanıtmaya çalışacağım. Aynı hassasiyeti sizlerden de bekliyorum.
1-
Deniz BÖLÜKBAŞI, 1 Mart Vakası, Irak Tezkeresi ve Sonrası, Doğan Kitap, 2008, 221 sayfa, 11,00YTL
Şahsi görüşüm, en az babası kadar hatta daha değerli bir insan. TBMM'de olması ülkemiz adına bir kazanç.
Kitaptan burası için alıntı yapmak hoşuma gitmese de dikkatimi çeken ve 2 gündür böyle bir şey nasıl olabilir diye beynimi kemiren ve beni öfkelendiren kısmı aşağıda veriyorum.
“Ali Babacan Türkiye’nin şartlar gerektiğinde ulusal güvenliği ve çıkarları için Kuzey Irak’a müdahale hakkından vazgeçmesi sonucunu doğuracak böyle bir önşart hükmünü içeren anlaşmayı imzalamıştı.
Bu çok vahim bir durumdu.
Anlaşma metni imzalanmadan önce Dışişleri Bakanlığı’na gönderilmemiş ve görüş alınmamıştır.
Metni Gören her kademedeki dışişleri memurunun söyleyeceği, böyle bir anlaşmanın imzalanmasının söz konusu olamayacağıydı.
Devlet Bakanı Babacan çok ciddi bir hata yapmıştı ve bunu kamuoyundan saklamaya çalışıyordu.”
Ali Babacan o zaman Devlet Bakanı, şimdi Dışişleri Bakanı ve AKP kapatılırda Recep Tayyip Erdoğan’a siyaset yasağı gelirse halefi olabilecek kişiler arasında gösteriliyor. Her ne kadar okul başarıları, diploması, tezleri vs. bu Bakanımıza olumlu referans olsa da nafile. Abdullah Gül de buna benzer bir anlaşmayı Dışişleri Bakanı iken imzalamıştı ve yine kapalı kapılar arkasında imzalanmıştı. Buna ilişkin haberi Aydınlık Dergisi yayınlamıştı. Ergenekon’cu kulpu takılmadan ufak ufak uzaklaşayım bu mecradan.
2-
Soner YALÇIN, Siz Kimi Kandırıyorsunuz!, Doğan Kitap, 2008, 372 sayfa, 18,00 YTL
Kitabı bugün aldım. Henüz başlamadım. İçindekilere biraz baktım. Tahmin ettiğim kadarı ile popüler olabilecek konulara değişik bir bakış açısı ile yazılmış yazılardan oluşuyor. Yine gruplar içindeki fikir ayrılıkları ve bölünme ile ilgili hususlara da değinilmiştir. Daha önceki kitaplarının aksine biraz daha magazinsel anlatım olacağını düşünüyorum. Okuyunca bu konuya tekrar dönerim.
3-
Yaşar Nuri ÖZTÜRK, Allah ile Aldatmak,
Kitabı henüz almadım. Birkaç köşe yazısında ismini görünce dikkatimi çekti. En kısa zamanda alırım. Yaşar Nuri Öztürk siyasete atılınca hoşuma gitmeye başladı. Önceden daha çok magazin ve televole tarzı programlarda rastlıyorduk kendisine. Gerçi siyasi tartışmalara da katılıyordu ama nedense daha çok magazin boyutu gündemdeydi. Bana öyle geliyor da olabilir. Hatta bir zamanlar Leman Dergisinde sık sık diyaloglara konu olurdu. “Hocam, morkid satılan marketten alış-veriş yapmak caiz midir?” gibi.
Siyasete atıldıktan sonra bir soruya öyle bir cevap verdi ki takdir etmiştim kendisini. Ramazanda ezan okununca cinsel ilişki yapmak (orucu açmak) caiz midir? Gibi ir soruya sinirlenerek verdiği cevap şöyleydi: O kadar mı azdın hayvan herif. Bu soruları dini konuları sulandırmak için soruyorlar cevap vermiyorum demişti.