Sayfa: [1] 2 3 ... 5   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kamusal Alan  (Okunma Sayısı 2384 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
32844
Üye
*****

Rep: +3/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 293



« : 26 Nisan 2008 16:08:30 »

Eleman arıyorum başlığı altında verilen cevapları görünce şaşırmadım değil.

Eleman aradığım adreste bazı dostlar imzamı tartışmaya açmışlar.

İmza: "Ne kamusal alanı ulan Allah her yerdedir" şeklindeydi.
gokhanertastr itiraz etmiş. Rewriterule doğru bulmamış ve Opt200 uzunca bir cevap vermiş.

Önce Opt2000 bu yazıyı sadece imzamda kullandım. Sitede başka bir yerde kullanmadım. Türbanla ilgili bir tartışmada da bu lafları etmedim. Yanılıyorsun.
Bu yazı benim imzamdan başka bir yerde (mesaj içinde) kullanılmıştır. O da Hayati'nin "İyi kötü ayrımı" başlığı altında Alişan SATILMIŞ (Ortadoğu Gazetesi)'dan alınmış yazının sonunda kullanılmıştır.
4 yıllık üniversite eğitimi almış birine Ulan kelimesini kullanmak yakışmıyor demişsiniz. Ne yalan söyleyeyim, her zaman bu kadar kibar olamıyorum. Ulan kelimesini o kadar çok kullanıyoruz ki tepki görmesini anlayamıyorum. Hatta Kırşehir'de büyümüş birisi olarak gördüğüm üzere, bu kelime adeta bir hitap şeklini almıştır. Kimseye hakaret kastım yoktur, olmamıştır, olmayacaktır.

RewriteRule, cevabından bana mı yoksan gokhanertastr'ye mi hitap ettiğini çıkaramadım. Kusura bakma, eğer bana yakıştıramadıysan sorun yok dostum. Abdurrahim KARAKOÇ'un yıllar önce bir şiir kitabında (yanlış hatırlamıyorsam şiir kitabının ismi Gökçekimi idi) şöyle bir sözü vardı
"Ne dostlarımız sandığımız kadar iyi, ne düşmanlarımız sandığımız kadar kötü. Beni böyle değerlendiriniz" diye.

gokhanertastr dostum. Benim imzamı hoş bulmamışsın ama ifade tarzın yanlış.
"TEK İDEALİM MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE T.S.K" şimdi ben bu imzadan dolayı size darbeci, militarist mi diyeyim. Ki mantık hatası var. Tek idealim dedikten sonra iki alternatif (Musatafa Kemal ve T.S.K) sunmak mantık hatası. İki idealim var deseydin mantık otururdu. T.S.K'nın şu anki duruşu da şahsen hoşuma gitmiyor. Bu ise ayrı bir tartışma konusu ve sonuç çıkacağını da sanmıyorum.

Neyse Ulan kelimesini ve diğer teferruatları artık bırakalım. Kamu Alanına girelim.

Kamu, genel olarak halkın tamamı yerine ikame edilen bir kelime. Kamu Alanı ise halkın rahatça girip çıktığı, yani halka serbest bölge. Türkiye'nin en geniş kamusal alanı sokaklardır. Kamusal Alan saplantısı işi sonunda sokağa taşır. Kamusal Alandan, Devlet Dairesi kastediliyorsa ve kamu hizmetinden yararlanmak bazı kriterlere bağlanmışsa artık çoğulculuktan uzaklaşma başlamıştır. Artık faşizme kadar yolu vardır.
Avukatlar da kamu hizmeti yapar. Ama saç sakal serbesttir. Bu mesleği bundan dolayı seviyorum. Haftada bir kez sakal tıraşı olurum da.

Türban takma gibi bir yükümlülüğüm olmadığı gibi böyle bir sorunum da yok. Ailemden hiç kimse de türbanlı değil. Yani yakın çevremde türban mağduru bir kimse yok.

Ama özgürlükçüyüm. Türbanın serbest olmasından yanayım. Daha önce bu sitede yazmıştım. DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti döneminde her cuma eylemler yapılır, imam-hatip okulları önünde öğrenciler polisten dayak yerdi. Ancak AKP geldi sanki türban sorunu çözülmüş gibi bu eylemler kesildi. İki yüzlülük yapıyorlar, bu insanlar bağımsız düşünemiyorlar, bir yerlerden komutla hareket ediyorlar demiştim. Halen de öyle düşünüyorum. Ama bu türban serbest olmalı şeklindeki düşüncemi değiştirmedi. Tavşan kulağı bağlama, iğnelyle tutturma bize ne. İsteyen istediği gibi giyinsin. Yarın birisine zorla türban giydirmeye kalkarlarsa ben bu sefer onların karşılarında olurum.

Aziz NESİN'in oğlu bile türban yasağını proteso edince, vakfının gelirlerinin nasıl azaldığını bir röportajda söylemişti. Olayı özgürlükler açısından düşünelim. Siyasi ya da dini bir sembolü ben niye taşıyamayacakmışım. Şimdi milletvekilleri (milletvekili dışındaki birçok kimse de dahil olmak üzere) ceketlerinde parti rozetleri ile kamusal alana giriyorlar. Bu baskı olmuyor mu.

Opt2000 hocam, Ermeni arkadaşlarınızın ismini sakladığını söylemişsin. Ermeni arkadaşlarına şöyle bir soru yönelt: "Ben Ermenistan'a gitsem, oraya yerleşsem, orada ticaret yapsam ve Türk olduğumu söylersem ne yaparlar?" Oralarda Soykırım bir inançtır. Babadan oğula miras olarak geçer. Nerden biliyorsun deme. Ermenilerin Uluslararası arenada soykırımın kabul edilmesi için uğraşan, para harcayan bir millet olduğunu bilmeyen yok. Bu kadar örgütlenme benim dediğime karinedir.
Logged

Çang çing çong çung.
Çin Atasözü
Delphi Kitabı
*****

Sipariş ver..
Cvp: Kamusal Alan
« : 26 Nisan 2008 16:08:30 »

RewriteRule
Üye
*****

Rep: +7/-1
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 336



« Cevapla #1 : 26 Nisan 2008 16:57:38 »

Fatih, benim mesajım gokhanertastr arkadaşımaydı. Neden diye soracak olursan, forumu incelemeden senin hakkında bilgi edinmeden pat diye "Laflarına dikkat et" gibi bir cevap yazmasıydı. Oysa benim görüşüm böyle güzel idealleri olan bir kişinin biraz araştırma yapıp ona göre cevap yazması veya hiç yazmaması gerekliydi.

Neyse bu başlığı uzaktan izleyeceğim. Smile
Logged

Gizli Resim
U y a r ı  ! Bu bölümdeki resimleri görebilmeniz için üye olmanız gerekir.
Lütfen Üye Olunuz. ya da Giriş Yapınız.
Fatih
Kurucu Üye
*****

Rep: +39/-10
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2.180



WWW
« Cevapla #2 : 26 Nisan 2008 17:23:36 »

Ulan diye argo kullanma, ulan Smile

İslamı diğer dinlerle Türkiye'de bir tutmak abesle iştikal. Cami kadar patrikhane olsa, caminin 1/10'u kadar dolmaz Smile

Arz ve de talep meselesi Razz
« Son Düzenleme: 26 Nisan 2008 17:25:14 Gönderen: Fatih » Logged

Yoksa siz hala kitabımı
Gizli Bağlantı
U y a r ı  ! Bu bölümdeki bağlantıları görebilmeniz için üye olmanız gerekir.
Lütfen Üye Olunuz. ya da Giriş Yapınız.
okumadınız mı
Smile
ariza
Yeni Üye
***

Rep: +0/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 16

bu üyenin avatarı yok

« Cevapla #3 : 26 Nisan 2008 23:15:37 »

Very Happy
Logged
SelçuK
Moderatör
*****

Rep: +20/-3
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 653


Pc_CoPaT


WWW
« Cevapla #4 : 26 Nisan 2008 23:35:49 »

Dışarda insanlar açığı kapalısı mesut ve mutlu bir şekilde yıllardır yaşıyor.
Daha bugüne kadar 1 kez duydunuz mu baş örtüsü yüzünden herhangi birolay çıktığını yada
benzer bir durumu. Ben ne duydum ne duyanı duydum. Ama her zaman olduğu gibi tertemiz geçlerimizin
arasına, beynine milleti parçalayacak bilgiler empoze edilmiş batılılık budalası
yada şan şöhret peşinde olan bir grup çakal bu tür safsataları kullanarak "laiklik" elden gidiyor diye
ortalığı ateşe veriyor. Biz o ateşi söndürelim derken atı alan üsküdarı geçiyor. Harap olmuş bir ülke
Sar babam yaraları sar. Sonra geçip bu olayları izleyip bize eminim kıs kıs gülüyorlar. Bunlar bu kadar şereften yoksun insanlar. Ama anlamadığım olay biz nasıl oluyor hala bu oyunlara gelebiliyoruz
ben bunu anlamıyorum işte. Zaman birlik zamanı, zaman beraberlik zamanı.
Cumhuriyet ilan edildikten sonra hiç mi başı örtülü insan yoktu. Peki o günden bugüne Laikliğimiz ile
ilgili herhangi bir sorun varmıydı, yoktu! Peki güzel kardeşim kimsenin baş örtme zorunluluğu gibi bir
çabası var mı, yook! O zaman baş örtülü olanların açması gibi bir durum da söz konusu olmamalı.

Alıntı Yap
Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi hocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da
kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler.
   Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz." (NUR SURESİ 31)

Ve biz hala burada bunu tartışıyorsak ben @32844 arkadaşıma aynen katılırım ve eklerim
Sorduğumuz zaman dersiniz "Elham Dürillah Müslümanım". Peki ulan Siz Haşa Allahtan daha mı iyi
biliyorsunuz neyin nasıl olacağını...
« Son Düzenleme: 26 Nisan 2008 23:37:16 Gönderen: SelçuK » Logged

İnanki Başarasın, Başarki İnanasın!
Gizli Resim
U y a r ı  ! Bu bölümdeki resimleri görebilmeniz için üye olmanız gerekir.
Lütfen Üye Olunuz. ya da Giriş Yapınız.
ariza
Yeni Üye
***

Rep: +0/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 16

bu üyenin avatarı yok

« Cevapla #5 : 27 Nisan 2008 00:29:26 »

Selcuk kardesimi kutluyorum ve tebrik ediyorum bunun üstüne artık bir sey soylenmez STOP STOP
Logged
Opt2000
Global Moderatör
*****

Rep: +6/-1
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 155



« Cevapla #6 : 27 Nisan 2008 14:39:50 »

Tekrar Selam,

32844 öncelikle gerçekten özür dilerim. İkinci mesajımı aslında Sohbet bölümündeki konuya atacaktım, ama yanlış yere göndermişim. Mesajı gönderdiğim saat umarım beni biraz bağışlatır. Yönetici arkadaşlar ([Eleman Aranıyor]) başlığındaki ilgisiz mesajları bu konuya taşırlarsan en azından kendimi daha az kötü hissederim. Bu başlığa mesaj yazan arkadaşlar diğer mesajımı da okurlarsa memnun olurum, çünkü iki yazıda birbiri ile bağlantılı yerler var.

Alıntı Yap
Sevgili Opt2000,

Benim kastettiğim diyanet işllerinin görev sahası değil. Türbanın haçla vb. şeylerle bir tutulması idi. Orrtada büyük bir kitle var ve bu kitlenin talepleri bir kaç kişinin talepleri ile bir tutulamaz. Tutulmasın demiyorum, ama pratikte her kitlenin taleplerine olumlu yanıt verilemez.

Ermeni arkadaşın baskı altında demişsin. Başka baskı altında olan yok mu dersin? Ben bir Türk Kürdüyüm. Kürt dediğinde millet haklı gerekçelerle ön yargıya kapılıyor. Ve inan bu birçok kürt kökenli vatandaşın kürtlüğünü saklamasına sebep oluyordur.

Bir üniversite hocası diyor ki, dersime türbanlı gireni geçirmem. EE şimdi türbanlı olan kendini gizlemesin de ne yapsın? Senin örneklerinde var, yok demiyorum. Demek istediğim herkes baskı altında. Hele de baskıdan şikayet edip, başkalarını baskı altına sokmak, saçma temellere dayalı ideolojilerin  ürünüdür.

Fqatih, sen konuları birleştirip, yenikonu aç Smile

Sevgili Fatih,
Türbanla başka herhangi bir dini simgeyi bir tutuyorum. Zaten Diyanet İşleri Başkanlığı'nı da bu yüzden eleştiriyorum. Aradaki fark şudur: Ben olaya herhangi bir dinin ekseninde değil, bütün dinlerden bağımsız olarak bakmaya çalışıyorum. Elbette her caminin yanına bir kilise açalım demiyorum. Hatta bence camiyi ve kiliseyi boşverin, okul ve kütüphane açalım. Anlatmaya çalıştığım sadece şu: Devletin bir birimi din işleri ile ilgilenmek üzere görevlendirilmiş, ama o birim sadece islamiyetle ilgileniyor. Sizin dikkate almanız gereken diğer dinler maalesef gözardı ediliyor. Diyanet normal olarak daha çok islamiyetle ilgilenecek, ama aynı zamanda yahudiler, hristiyanlarla da ilgilenecek. Diyanet ile ilgili anlatmaya çalıştığım bu.

Kürt konusu biraz daha karışık. Benim baba tarafım da kürt, ama bugüne kadar bundan dolayı herhangi bir baskı görmedim veya sıkıntı yaşamadım. Bunun iki sebebi var. Birincisi ben büyük şehirde yaşayan bir insan olarak elbette biraz daha rahatım. Küçük şehirlerde ya da kasabalarda bu daha katıdır. İkincisi ben hiçbir zaman etnik kökenimle ilgili bir değere kapılmadım. Yani kendimi bir kürt gibi hissetmiyorum. Anayasada yazdığı gibi, kendimi Türk olarak kabul ediyorum. "Haklı gerekçelerle" kimliğini saklamak baskıyı kabul etmek demektir ve birileri baskıyı kabul etmek zorunda kalıyorsa diğer taraf utanmalıdır (Ermeni arkadaşımın durumunda da aynısını söylemiştim). Kurallara uygun hareket ettikten sonra herhangi birisinin kimliği ile ilgili talepte bulunması kadar normal bir şey olamaz. DTP milletvekillerinin kimi şaklabanlıklarını kabul ediyorum anlamında yazmıyorum bunu. Eğer efendi gibi meclis kürsüsünden "şiddete karşıyız, ama Kürt kökenli vatandaşların şu haklarını da istiyoruz" deseler ve bununla ilgili yapıcı ve uygulanabilir teklifler hazırlasalar ve bunu da 30 yıldır terörle değil, siyasetle yapsalar inanın hem bir sürü insanımız gencecik yaşta hayatını kaybetmezdi, hem de talep ettikleri ve anayasa çevresinde elde edebilecekleri hakları çoktan elde etmiş olurlardı. Gerçi bu benim yüzeysel bakışımdan elde ettiğim bir sonuç. Bunda iddialı değilim, çünkü olayın tarihsel süreci hakkında yeterince bilgim de yok. İşin aslı, size bu konudaki gerçek düşüncemi de söyleyeyim. Bence Kürt kökenli insanlarımızın birinci sorunu DTP'nin iddia ettiği gibi kültürel ve siyasi öncelikler değil. Olay tamamen ekonomiktir. Tarihteki isyanların ve devrimlerin büyük bir kısmı ekonomiktir. Siz eğer ülkenin tamamını eşit ekonomik seviyeye taşıyabilirseniz siyasi ve kültürel sorunları artık daha mantıklı ortamlardan tartışabilirsiniz. (Hollanda'yı inceleyebilirsiniz. Son yıllardaki saçmalıklarını gözardı edecek olursak bu konuda ne kadar rahat hareket ettiklerini görebiliriz. Son yıllardaki saçmalıkları da 11 Eylül'ün sonuçlarından birisidir).

Alıntı Yap
Bir üniversite hocası diyor ki, dersime türbanlı gireni geçirmem.
Burada olayı üç farklı şekilde değerlendirebiliriz.
1. Haklısın, hocanın yaptığı terbiyesizlik. Önyargı ile bir gencin geleceğini tehdit ediyor. Siyasi düşüncesi ile görevini birbirine karıştırıyor.
2. Hocanın yaptığı, yasak olan bir davranışı tehditle engellemeye çalışmaktır. Çünkü teknik olarak türbanla sınıfa girmek yasaktı. Ve buna izin vermek de hoca hakkında soruşturma açılmasına sebep olabilirdi. Bir öğrenciye "türbanla derse girmek yasak, hakkımda soruşturma açılır" demekle "hiç boşa girme, türbanla seni geçirmem" demek arasında sonuç olarak bir fark yok. İlk cümlede bir üniversite öğretim görevlisine yakışmayacak basit bir pasiflik ve korkaklık varken, diğerinde iyi kötü bir taraf tutma vardır. Tuttuğu tarafa katılmıyorum, ama öğretim görevlisinin kendisini daha ilkeli hissettiği(!) de bir gerçek.
3. Bu benim kişisel görüşümdür ve çok az öğretim görevlisinin benim gibi düşündüğünü tahmin ediyorum. Dini inanç gibi bilimsel olarak asla ispatlanamayacak bir takım inançlardan dolayı başını bağlayan (ki Kuran'da bildiğim kadarıya açık ve net bir biçimde başınızı örtün bile demiyor) bir insandan siz nasıl özgür olur da bilim üretmesini beklersiniz. Bir kere özgür düşünceye açık değil. Yani dini inançları ile bilim arasına sıkışmış durumda. Bunu sadece islamiyet olarak görmeyin lütfen. Bunu her türlü dini inanç olarak görün. Hristiyanlığın yüzlerce yıl dünyanın düz olduğu iddia ettiğini unutmayın. Galileo'nun idamdan son anda döndüğünü unutmayın. İslamiyet daha farklı bir din diyebilirsiniz, ama dini yorumlayanların da insanlar olduğunu unutmayın. Yoksa teorik olarak izinli, fiilen kesinlikle yasak olan dört eş kavramını açıklayamazsınız (Elbette tam bilmiyorum, ama şu mealda bir şeydi: Eşit davranabilirseniz dört eş alabilirsiniz, ama biz biliyoruzki siz eşit davranamazsınız. Diğer bir deyişle olmaz kardeşim, git kendine bir tane eş bul). Neyse, sonuç olarak başını bağlamış ve dogmatik inançları olan bir kişi nasıl olur da bilim gibi tamamen sorgu, kuşku ve ispata dayalı bir alanda çalışır. Bu kendi başına bir çelişki değil midir? Müslüman din adamlarının yüzlerce yıl bilimde yaptıkları ilerlemeler falan pek bir anlam ifade etmiyor artık, çünkü o zamandan bu zamana bilimde gelinen nokta sınırları fazla zorladı. Canlıları klonlamadan, evrenin nasıl yaratıldığından, laboratuvarlarda doğal şartların simüle edilerek animoasit üretilmesinden bahsediyoruz artık (Bunun bir adım ötesi hücredir bu arada, yani canlı). İlk akla gelen bu üç örnek bile fen bilimlerinin yarısının dinlerle ciddi bir biçimde çeliştiğini göstermiyor mu?

Herkesin baskı altında olduğuna da inanmıyorum. Evet, bir öğrencinin türban takmasına izin verilmemesi yanlıştır, ama bu yanlış baskıdan değil, siyasilerin dini siyasete alet etmeleri ve saf halkımızın da buna yıllarca izin vermesi sonucu ortaya çıkmış garip, dıştan bakıldığında rasyonel olarak açıklanamaz bir durumdur. Bunun dışında kim müslümanların baskı altında olduğunu söyleyebilir? Hangi hakları elinden alınmıştır? Okuldan çok cami var (halktan toplanan yardımlarla yapılıyor), dini bayramlar hafta sonu ile birleştiriliyor ve en az 9-10 gün tatil yapılıyor. Özel sektördeki firmaların büyük bir kısmı çalışanlarının cuma namazına gitmelerine izin veriyor (devlet daireleri veriyor mu bilmiyorum ama vermemesi gerekiyor). Hac, oruç, zekat, namaz gibi ibadetlerin hepsi çok rahat bir biçimde yerine getirilebiliyor. Kafa karıştırıcı bir durumda (örneğin estetik ameliyat gibi) Diyanet İşleri "bilimsel" olarak islama uyup uymadığı ile ilgili fetva verip halkı "aydınlatıyor". Pardon ama hangi baskıdan söz ediyoruz? Müslümanların tek dertleri türbanla üniversiteye girmek mi? Tanrım, herkese böyle dertler ver ne olur? Bir de azınlıkta olan insanları düşünün? Örneğin hristiyan birisi bir kast ortamında yaşamıyorsa, örneğin büyük şehirde bir kenar mahallede ya da küçük bir kasabada yaşıyorsa, kiliseye gidemiyor, noel gibi bayramlarını kutlayamıyor, oruç tuttuğu zaman bunu saklamak zorunda kalıyor. Ramazanda müslümanlarla birlikte oruç tutar gibi "aç" kalıyor (Müslümanlar ibadet ettikleri için aç olduklarını düşünmüyor, tam tersine bundan ruhani bir haz alıyorlar, ama örneğimizdeki kişi için bu zulümdür) ya da gizli saklı bir şeyler atıştırıyor ya da hastayım diye yalan söylüyor. Hadi hristiyanları geçelim, Alevi müslümanlarından bahsedelim. Cemevi resmi olarak ibadethane kabul edilmiyor. Onu da geçin, özellikle sünnilerin yoğun olduğu bir ortamda aleviyim dediğiniz zaman ne olduğunu biliyorsunuzdur. Bıyık altından utanmaz bir gülümseme. Aşağılık, kabul edilemez, terbiyesizce bir tavır. Güner Ümit'in canlı yayında yediği haltı hatırlıyorsunuzdur belki. Bir adamın canlı yayında konu ile ilgili espri yapmasına sebep olacak kadar kanıksanmış bir ön yargıdan bahsediyoruz. Hadi onu da geçtik. Yahudileri hiç düşündünüz mü? Hatta hiç yahudi tanıdığınız var mı? Kaç tane peki? Özel bir zümreyi tanımıyorsanız çok azdır. Çünkü sadece Türkiye değil, dünya tarihindeki olaylardan dolayı kendilerini saklıyorlar. Üstelik bu Kürt, Türk gibi günlük hayatta sizi fiilen çok da ilgilendirmeyen bir konu değil. Dini inançtan bahsediyoruz. Özel hayatınızı şekillendiren duygu ve düşünceden.

Gene çok fazla yazdım. Şimdilik keseyim, eğer konu hakkında konuşmaz isteyen olursa yazmaya devam ederiz.

Herkese kolay gelsin,
Bahadır Alkaç
Logged
Fatih
Kurucu Üye
*****

Rep: +39/-10
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2.180



WWW
« Cevapla #7 : 27 Nisan 2008 15:44:59 »

Ben DTP'nin kürt kökenli vatandaşları temsil ettiğine inanmıyorum. Dediğiniz gibi bilinçli ya da bilinçsiz olarak yanlış straji izliyorlar.

Sizinle pek anlaşmamız mümkün değil Smile Heleki Türban takanların bilim üretemeyecceğini düşünüyorsanız. Ayrıca bir  bayan polsam, ben de takmazdım. En azından bana itici geliyor Smile Birileri bşrşeyi siyasi simge görüyor diye, gerçekten inananların kabahati ne ola ki?

Öyle ya da böyle türban şu an bir baskı aracı. Bir diğer baskı aracıise medya Smile

Hakan Şükür'ün ktlu doğum haftasoına yakışır bir maç olsun sözü baskının boyutunu gösteriyor kanımcca. Hakan almıştır ağzının payını Smile

Baskı her yerde var. Çünkü herkeste ön yargı var.
Logged

Yoksa siz hala kitabımı
Gizli Bağlantı
U y a r ı  ! Bu bölümdeki bağlantıları görebilmeniz için üye olmanız gerekir.
Lütfen Üye Olunuz. ya da Giriş Yapınız.
okumadınız mı
Smile
Fatih
Kurucu Üye
*****

Rep: +39/-10
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2.180



WWW
« Cevapla #8 : 27 Nisan 2008 16:27:57 »

Bu arada 4 eşliliğe gelince. Bildiğime göre bu bir emir ya da telkin değil. Bence modern! toplumun aldatma konusunu önlemek amaçlı.

Biri dini nikahla aynı evde yaşasa, gazetelere malzzeme olup, adları yobaz olur. Dizilerin de desteklediği sevgili kavramı ile aynı evde kalsa, modern oluyor adı Smile

Yukarıda bahsettiğim her 2 tarafa da karşıyım. Ama bu tezatlıklar sana baskı hakkında fikir verir Razz
« Son Düzenleme: 27 Nisan 2008 16:28:28 Gönderen: Fatih » Logged

Yoksa siz hala kitabımı
Gizli Bağlantı
U y a r ı  ! Bu bölümdeki bağlantıları görebilmeniz için üye olmanız gerekir.
Lütfen Üye Olunuz. ya da Giriş Yapınız.
okumadınız mı
Smile
Opt2000
Global Moderatör
*****

Rep: +6/-1
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 155



« Cevapla #9 : 27 Nisan 2008 17:43:07 »

Tekrar Selam,

DTP bugün kendisini "Kürt kökenli vatandaşların sesiyiz" diye ifade ettiği için ve öyle anılmak istediği için onu örnek verdim. Hatta dikkat ederseniz ben sorunun DTP'nin (ya da atası olan kapatılmış partilerin) söylediği gibi sosyal ve kültürel olduğuna bile inanmıyorum. DTP'nin amacının ekonomik, kültürel, siyasi sorunları çözmek olduğuna da inanmıyorum (elbette parti içinde iyi niyetliler vardır). Neyse, boşverin DTP'yi.

Sevgili Fatih, sadece türban takanların değil, dini inançları yoğun olanların pozitif bilimlere yeterince katkısı olamayacağını (hiç değil dikkat edin), olsa bile günün birinde inancı ile bilim arasında kaldığında vereceği kararda objektif olamama olasılığının çok yüksek olduğuna inanıyorum. Tarihte bunun da örnekleri vardır. Zaten verdiğim örnekler de dikkat ederseniz bütün semavi dinlerle çatışan bir örnekti (Evrim, klonlama - ruh, evrenin oluşması vs). Öğrencilik yıllarımda hatırlıyorum elden ele ücretisiz dağıtılan, evrimi yalanlayan ve bilimsel hiçbir altyapısı olmayan kitapları. Dini inançları yoğun bir bilim adamı ne yapacak? Bütün hayatını üzerine kurduğu dini inançlarının peşinden mi gidecek, yoksa laboratuvarda gördüğü test sonuçlarının mı?

Hakan Şükür'ün yaptığı bence terbiyesizliktir. Ne alakası var, ne ilgisi var kutlu doğum haftası, futbol maçı vs. Hikaye bunların hepsi. Hakan Şükür'ün yaptığı dini inançları kullanarak çıkar sağlamaya çalışmaktır. Bu kadar basit.

4 eşlilikten örnek vermemin amacı, dinin yorumlanmasında ne kadar ciddi sıkınlar olabileceğini göstermekti. Senin de dediğin gibi, ister dört eşli olsun, ister dört sevgili, fark etmiyor, çok eşlilik hoş bir şey değil. Ama çok eşliliği "dinim izin veriyor, ben de köyden dört tane kız aldım" diye savunmak var, "ben çok yakışıklı adamım, param da var, dördünü de idare ediyorum" diye savunmak var. Şimdi ikinci durum baştan aşağı kokuşmuştur, ama tarafların özgür seçimidir. Ama birinci durum öyle değil. 32844 daha iyi bilir, anlaşmalı boşanmalarda hakimler karı kocanın mahkemeye gelmesini ister, çünkü kadının haberi olmadan bir çok boşanma davası görülmüştür. Daha açık bir cümle ile, kırsaldaki kadınların eğitimsiz olmasından bahsetmeye çalışıyorum. Ayrıca dört eşin hak olduğunu kabul eden bir düşünce sistemi kadının evlenme tercihini dikkate alır mı? Yani birisinde kadınların özgür irade ile seçtikleri ahlaksız bir birliktelik, diğerinde kadının tercihinin olmadığı ve de kaynağını dinden aldığını iddia eden bir "evlilik" var. Kaynağını dinden alıyorsa eğer, elbette kadının itiraz hakkı kalmıyor. Fatih, bunu yobaz ya da modern kavramları ile açıklamak mümkün değil. Şimdi siz söyleyin, yukarıdaki örnek dinin yanlış yorumlanmasından doğan sorunlara güzel bir örnek değil mi?

Yukarıdaki durumdan nasıl bir baskı çıktığını da anlamıyorum. Eğer "o dört kişi ile yatıp kalkarken bir şey olmuyor da, ben yapınca niye oluyor?" sorusu baskı olarak değerlendiriliyorsa, o zaman 32844 bize cinayet davalarındaki niyet unsurunun cezayı nasıl etkilediğinden örnekler versin. Üstelik bu sadece Türk Ceza Hukuku'nda değil, bütün hukuk sistemlerinde dikkate alınan bir gerçektir. Ayrıca bildiğim kadarıyla Türk Hukuk Sistemi'nde evli insanların başka insanlarla ilişkiye girmesi suç (Kamu davası açılamıyor, ama aldatılan eş şikayet edip dava açabiliyor. Bundan emin değilim, 32844 daha iyi bilir). Evlilik hem devlet, hem de din açısından ciddi bir sözleşmedir ve suistimal edilmesine ikisi de izin vermez (Müslüman ülkelerin - Türkiye laik bir ülke, müslüman değil - zina için buldukları göstermelik evlilikler çok komiktir zaten, kimi kandırıyorlarsa)

Ön yargı herkeste var, bende de var (Burada yazdığım konularda değil, başka konularda var ön yargılarım. Konu açılırsa belki ben de bir şeyler yazarım). Buna bir şey demiyorum, ama ön yargı var diye kenara çekilmek de pek doğru değil. Söyleyecek sözümüz ve söyleyebilecek yerimiz olduğunda konuşarak bu ön yargıları zamanla eritebiliriz. Dikkat ederseniz yazdıklarım arasında sivri düşünceler de var, ama bunları yazmamın sebebi bir şekilde düşünceleri paylaşmak, yeni fikirler okumak, ufkumu genişletmek ve olayları, kişileri daha geniş bir perspektiften değerlendirebilmek. Yazarken bile sürekli kendimi sorguluyorum ve okurken sizin de kendinizi sorgulamanızı istiyorum. Düşünceniz veya düşüncem değişmeyebilir, önemli değil. Bir yerde uzlaşmak da önemli değil. Önemli olan bakış açımızı genişletmek.

Kolay gelsin,
Bahadır Alkaç

NOT: 32844, neredeyse bütün yazılarda sana göndermeler yapıyorum, senden tık yok. Nedir, hafta sonu rehavetimi? Özellikle senden en azından bir iki satır bir şeyler bekliyorum. Smile
Logged
32844
Üye
*****

Rep: +3/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 293



« Cevapla #10 : 27 Nisan 2008 17:49:29 »

Fatih ve Bahadır
Dostlarım benim. Elbette yazacağım çok şey var. Ama Pazar günü evdeyim ve evde 2 çocuk var. Eşimle beraber tüm enerjimiz onlara yoğunlaşıyor. Bir haftalık yorgunluk buna eklenince siz düşünün.
Bilgisayarın başına sadece hangi konuya ne yazılmış onlara bakabilmek için geçebiliyorum. Cevap yazarken sıradan basma kalıp birşeyler söylemek ise hoşuma gitmiyor.
O yüzden biraz bekleteceğim. Kusura bakmayın.

Aldatılan eş eskiden şikayete bağlı suç duyurusunda bulunabiliyordu. Şu an için ceza davası söz konusu değil, sadece boşanma sebebi. Basit bir ifadeyle aldatan insanı içeri atmıyorlar. Boşanma davasında haksız kabul ediyorlar.
« Son Düzenleme: 27 Nisan 2008 17:52:20 Gönderen: 32844 » Logged

Çang çing çong çung.
Çin Atasözü
Fatih
Kurucu Üye
*****

Rep: +39/-10
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2.180



WWW
« Cevapla #11 : 27 Nisan 2008 18:55:20 »

Hakan Şükür'ün niyetini bilemezsin. Bu yüzden yargılamak benzeer düşüncelere sahip, insanları baskı altında bırakır.

Ben türban  ve bilim ikilemine katılamayacağım.

4 eşlilikrte baskı nereden geliyora gelince; nasıl lanse edildiğine bağlı olarak değişiyor.

Ben yanlışa topyekün yanlış derim. Anladığım kadarıyla senin de yöntemin aynı. Bazı noktalarda deiiin ayrılıklarımız olsa da Smile

Bu tip konuların kilitlenmeden noktalandığını hatırlamıyorum. Biz iyi götürdük Smile

Ben aradan çekiliyorum. Söyleyeceklerim şimdilik bu kadar Smile
Logged

Yoksa siz hala kitabımı
Gizli Bağlantı
U y a r ı  ! Bu bölümdeki bağlantıları görebilmeniz için üye olmanız gerekir.
Lütfen Üye Olunuz. ya da Giriş Yapınız.
okumadınız mı
Smile
hayati
Global Moderatör
*****

Rep: +13/-3
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 777



« Cevapla #12 : 28 Nisan 2008 08:28:15 »

Adamcağız ısrarla, tartışmaya bu link altından devam edilmesini rica etmesine rağmen halen diğer tarafta yazışmalar devam etmiş neyse....

Bu aralar klavye kullanmakta çok ciddi sorunlar yaşadığım için tartışmaya müdahil olup olmama konusunda ciddi tereddütler yaşadım ama bir kaç kelam etme ihtiyacı hissettim.

İmzaya daha doğrusu muhteviyetına karşı çıkan (arada yönetimeda serzenişte bulunan) arkadaşlar, sağlık sorunlarım var ondan mıdır bilmiyorum ama itiraz noktanızı ben anlayamadım! olabildiğince kısa ve açık bir şekilde izah edebilir misiniz? Yada ben teyit ettireyim...

1) Bırakın "ulan" kelimesini aklınıza gelebilecek en kötü en çirkin kelimelerle bile Allah lafzı aynı cümlede kullanılmıştır, okuyanlar bilir en çokta Kur'an-ı Kerimde rastlanır, Allah zinayı yasaklamıştır, Allah içki içenleri sevmez, Allah şeytanı lanetlemiştir vb. bu çıkış noktası daha doğrusu itiraz noktası bana biraz zayıf geldi. Ki arkadaş zaten haşa Allah'ı kastetmiş filan da değil, örneğindeki gibi önemli olan niyet... Ben Fatih'in avulatı değilim (ihtiyacı olduğunuda sanmıyorum )

2)Eğer sorun şu ise : Fatih açık açık türban konusundaki safını ve tavrını belirtmesine rağmen, kimse açık açık "arkadaş türban konusunda ben karşı fikirdeyim ve imzandaki ulan kelimesinin ucu bana dokunuyor, uslubuna dikkat edermisin" dememiş. 

Madem seviyeli bir şekilde tartışacaksınız yada tartışacağız daha net olmakta fayda var diye düşünüyorum.

Şu dipnotu düşmeden de geçemeyeceğim.
Abdülmecidin halen Osmanlı mührü kullanması vs tutumları sonucu  3mart 1924 de halifelik kaldırılırken Hilafet makamı T.B.M.M ye bağlanmıştır bu görevide meclis kendi içinde Diyanet kurumunu kurup ona devretmiştir.
Bunu; ne laiklik kavramını bir türlü anlayamadığımı, nede devletin diğer dinlere bakış açısını sorgulama adına söylemedim adı üstünde sadece bir dipnot... 
Logged
erenalp
Moderatör
*****

Rep: +4/-1
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 244



WWW
« Cevapla #13 : 28 Nisan 2008 08:56:23 »

İnsanlar birbirinin inançlarına saygı duymalı.Hakan Şükür söylediğinde bir şey yok.Bir çok yabancı futbolcu izin alıp dini özel günlerinde inançlarının gereğini yapıyor ise bizde yapmalıyız.Birileri bundan rahatsız olmamalı.Oluyorsa bunda art niyet vardır.
Logged
asimo
Üye
*****

Rep: +1/-3
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 49

bu üyenin avatarı yok

« Cevapla #14 : 28 Nisan 2008 11:49:02 »

Adamcağız ısrarla, tartışmaya bu link altından devam edilmesini rica etmesine rağmen halen diğer tarafta yazışmalar devam etmiş neyse....

Bu aralar klavye kullanmakta çok ciddi sorunlar yaşadığım için tartışmaya müdahil olup olmama konusunda ciddi tereddütler yaşadım ama bir kaç kelam etme ihtiyacı hissettim.

İmzaya daha doğrusu muhteviyetına karşı çıkan (arada yönetimeda serzenişte bulunan) arkadaşlar, sağlık sorunlarım var ondan mıdır bilmiyorum ama itiraz noktanızı ben anlayamadım! olabildiğince kısa ve açık bir şekilde izah edebilir misiniz? Yada ben teyit ettireyim...

1) Bırakın "ulan" kelimesini aklınıza gelebilecek en kötü en çirkin kelimelerle bile Allah lafzı aynı cümlede kullanılmıştır, okuyanlar bilir en çokta Kur'an-ı Kerimde rastlanır, Allah zinayı yasaklamıştır, Allah içki içenleri sevmez, Allah şeytanı lanetlemiştir vb. bu çıkış noktası daha doğrusu itiraz noktası bana biraz zayıf geldi. Ki arkadaş zaten haşa Allah'ı kastetmiş filan da değil, örneğindeki gibi önemli olan niyet... Ben Fatih'in avulatı değilim (ihtiyacı olduğunuda sanmıyorum )

2)Eğer sorun şu ise : Fatih açık açık türban konusundaki safını ve tavrını belirtmesine rağmen, kimse açık açık "arkadaş türban konusunda ben karşı fikirdeyim ve imzandaki ulan kelimesinin ucu bana dokunuyor, uslubuna dikkat edermisin" dememiş. 

Madem seviyeli bir şekilde tartışacaksınız yada tartışacağız daha net olmakta fayda var diye düşünüyorum.

Şu dipnotu düşmeden de geçemeyeceğim.
Abdülmecidin halen Osmanlı mührü kullanması vs tutumları sonucu  3mart 1924 de halifelik kaldırılırken Hilafet makamı T.B.M.M ye bağlanmıştır bu görevide meclis kendi içinde Diyanet kurumunu kurup ona devretmiştir.
Bunu; ne laiklik kavramını bir türlü anlayamadığımı, nede devletin diğer dinlere bakış açısını sorgulama adına söylemedim adı üstünde sadece bir dipnot... 

{
  ...
 yanlış anlamamın eseri olan bu satırlar mesajımdan çıkarıldı.
  ...
}

İmzayı kullanan hangi amaçla kullanmış ise , kendisina iletilen sitemlerde aynı minvalde vuku bulmuştur. Garip olan sizin gibi akıllı geçinen bıdıkların verilen cevapları anlamıyor veya anlamamış edalarla forum içinde arz-ı endam etmesi olduğunu hiç düşündünüz mü ?

Vakti zamanında bir karışlık çaputu siyasete alet edenler gün oldu ki Allah (c.c.) 'ı bile alet edecek erdemsizliğe yenik düştüler , pastanın kaymağını yemenin yarattığı kudurmuşluk haliyle.

Hoş alet edilse ne yazar , edilmese ...

Mevzu bahis , sitenin ne dini , ne siyasi içerikli olmamasına karşın böylesi ucu açık  ve öyle ki buram-buram ideolojik provakasyon kokan mesajlara geçit verilmesidir.

Sitenin gereken hite ulaşmadığını sezinleyen yönetimin günü kurtarmak adına hoş görü görüntüsüne sığdırılamayacak kadar ucuz bir girişimdir bu yapılanlar.

Tutun ki ; yarın öbür gün biri "serok APO , Biji APO" imzası ile arz-ı endam etmeyi düşündü forum sınırları içinde , siz ve sizin gibi anlamamış edalarına bürünen akıllı bıdıklar aynı hoş görüyü sergileyebilecek misiniz , bu vatandaşlara. Kalıbımı basarım "afaroz" etmekten beter edersiniz ..

Özetle ;
İmzanın bilinç altına göndermek istediği mesaj aşikar , karşı yanıt verenlerinde hangi niyette oldukları. Sorun karşı çıkanlara ettiğiniz hakaretin onda birini önce kendinize sonra yönetime yapamamış olmanızın erdemsizliği.

Saygılarımla ...
« Son Düzenleme: 28 Nisan 2008 14:07:24 Gönderen: asimo » Logged
Sayfa: [1] 2 3 ... 5   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0.5 beta 1© Bloc